Etiket: sungurlu fatih başak köşe yazı

Farklı bir Ramazan yazısı

Ramazan ayı, biz farkında olmasak da ruhlarımıza nakış nakış işlemiştir sabrı, tevazuyu, açlığı, ve insana bir başka bakmayı. Sahuruyla, iftarıyla, teravih namazlarıyla, tekne oruçlarımızla, çocukça orucu ve hatıralarıyla maneviyatımıza adeta ilmek ilmek dokunmuştur.

Sözün bittiği yerdeyiz

Yedi yıldır bir site içerisinde yeşil alanı çok olan bir evde kiralık olarak oturuyordum. Oldukça sakin ve dinlendirici olan bu evde ev sahibimin, “Oğlum Ankara’ya yerleşecek” demesiyle birlikte yeni kiralık ev arayışlarına girdim.

Yerli malı yurdun malı

I. Dünya Savaşı sonrası oluşan ekonomik darboğazın ardından yabancı ülkelere para akışının önünün kesilmesi ve toplumsal tutum bilincinin oluşması amacıyla başlatılan anlayış, ülkemizde de 12-18 Aralık tarihleri “Tutum, Yatırım ve Yerli Malı Haftası” olarak kutlanıyor. İlkokul çağlarımdan, öğretmenlik meslek hayatıma varıncaya kadar benim ve öğrencilerimin dört gözle beklediğimiz günlerdi, “Tutum, Yatırım ve Yerli Malı Haftası” nı kutladığımız o günler. Birkaç gün öncesinden annemize söyler, o gün için hazırlık yapardık. Annemizin yaptığı pastalar ve kurabiyelerin yanına bir gün öncesinde babamıza ısmarladığım portakal, elma ve mandalinalarla mönümüzü tamamlardık.

İyi insan mı, iyi yönetici mi?

İyi insan olmak ayrı bir durumdur, işini iyi yapmak ayrı bir durum. İşi doğru yapmak ile doğru işi yapmak ise çok farklı anlam içerir. İyi insanların işini de iyi yaptıklarına dair genel bir kanı vardır. Oysa bu genellikle duygusal bir yaklaşımdır. İyi insanların işlerinde iyi olması hep beklenir. İyiden kastımız, işini hakkıyla yapıp başarılı olmayı kast ettiğimizi de açıklamak da fayda var. Bir anlamda doğru işi, iyi yapmak olarak da özetleyebiliriz.

Yetki aşamasında ekip kurmak

Çalıştığı bakanlık teşkilatı baştan aşağı yenilenmişti. Bu yenilenmeye gerekçe olarak dikey yerine yatay yönetim anlayışı yerleştirilmek istendiği gösteriliyordu. Bir gökdelen misali, emir komuta zinciri uzadıkça uzuyor, bu da karar alınmasını ve kararın uygulanmasını geciktiriyordu. Yatay yönetim anlayışı ile yönetim kademelerindeki bazı pozisyonlar kaldırılacak ve daha hızlı karar alınması sağlanacaktı. Kısaca bürokrasi azalacaktı.

Taşın altına elini koymak

Siz hiç taşın altına elinizi koydunuz mu? Bir soru daha soralım: Elinizi altına koyduğunuz o taşın büyüklüğüne bakmadan koyduğunuz oldu mu? Hele "Bana değmeyen yılan bin yaşasın!" diyenlere inat elinizi taşın altına koydunuz mu? Yoksa çalının etrafında sürekli kovalayan ama hiçbir zaman sizi yakalama gayesi olmayanların istediğini yaparak çalının etrafında koşmaya mı devam ettiniz?

Kim kazandı?

İbn-i Haldun'un Mukaddime'sine atıfta bulunulan “Coğrafya Kaderdir” sözünün en yoğun yaşandığı ülkelerin başında ülkemiz gelmektedir.

Hava Durumu

Sungurlu, TR
kapalı
7.2 ° C
7.2 °
7.2 °
89 %
3.6kmh
100 %
Cum
10 °
Cts
12 °
Paz
14 °
Pts
18 °
Sal
19 °

Köşe Yazıları

Adalet, kişiye layık olanı vermektir

Sâdi Şirâzî’den anlatılan bir hikâye vardır: “Bir kimsenin evinin tavanında eşek arıları yuva yapmışlardı. Ev sahibi bunun neticesinden korkarak, bunların yuvalarını dağıtmak istedi. Karısı razı olmadı: “ Zavallı hayvancıklardan ne istiyorsun? Yuvalarını dağıtma” dedi. Bir gün adam işine gitti. Arılar kadının üzerine hücum ile onu soktular. Kadın dört tarafa koşuyor, sokaklara fırlıyor, ölüyorum diye feryat ediyordu.

Sarımsaklasak da mı saklasak

Benim de ilgiyle izlediğim ender programlardan birisidir “Kim Milyoner Olmak İster” bilgi yarışması. Bu yarışmaya geçen günlerde bir gencimiz katıldı.

Evlilik üzerine

Son yıllarda her şeyi ve her şeyimizi harcamaya başladık. Harcamada sınır tanımaz olduk. Parayı harcadık, doğayı harcadık, dünyayı harcadık ama en kötüsü de insanlığımızı, vefayı, değerlerimizi de harcamaya başladık.

İstekler nereye kadar?

Her alanda olduğu gibi eğitim alanında da istekler bitmiyor. Bu istekler tek taraflı değil. Bakanlık yöneticilerden, yöneticiler öğretmenlerden, öğretmenler öğrencilerden… bu istek zincirini devam ettirmek mümkün. Ama nereye kadar? Bu isteğin sonu mu var mı? Görünen o ki yok. Belki de olmaması doğal olanı. Her şeyin değiştiği bir dünyada isteklerin sonunun gelmemesi de normal karşılanabilir.

Meyve vermeyen ağacı

Anadolu’nun değişik yerlerinde söylene gelen ancak gerçekliği tartışılan bir söyleşi vardır. Uzun bir süre meyve vermeyen ağaçları, meyve versin diye korkuturlar. Elinde bir balta olduğu halde ağacın karşısına geçerler ve: “Ey ağaç şayet bundan sonra meyve vermezsen seni elimdeki balta ile keserim”. Yine derler ki bu korkutmadan sonra ağaç meyve vermeye başlarmış. Şayet meyve vermiyorsa sonuç zaten belli: Kesilmek.